Okul öncesinde çocuklardan öğrenen öğretmenin sınıfı, hazır yöntemlerden çok ilişki, gözlem ve akışla dönüşüyor.
Etki Yazarı: Dilek Aşıkoğlu Aydemir | Okul Öncesi Öğretmeni, Atatürk İlkokulu
Yayın Özeti
Bu yazı, öğretmenliğin yalnızca planı uygulamak ya da çocuklara yol göstermek olmadığını; çocukların ilgi alanlarını, duygularını, ihtiyaçlarını ve sezgisel geri bildirimlerini okuyarak öğretmenin kendi yolunu yeniden kurduğu bir mesleki öğrenme deneyimini ele alır.
Dilek Aşıkoğlu Aydemir’in anlatısı, okul öncesi sınıfında öğretmenin bazen öğrenciye, çocukların ise öğretmene dönüştüğü güçlü bir ilişki alanını görünür kılar.
Sınıfa girince plan mı konuşur, çocuk mu?
Öğretmenlik çoğu zaman plan, yöntem, etkinlik ve hazırlık üzerinden düşünülür. Özellikle mesleğe yeni başlayan öğretmenler için “Nasıl ilerlemeliyim?”, “Hangi yöntemi kullanmalıyım?” ve “Sınıfı nasıl yönetmeliyim?” soruları oldukça doğaldır.
Ancak okul öncesi sınıfının canlı gerçekliği, kâğıt üzerindeki bütün planlardan daha hızlı, daha sezgisel ve daha insani bir akışa sahiptir.
Dilek Aşıkoğlu Aydemir’in yazısı bu noktada güçlü bir hatırlatma yapıyor: Çocuklar yalnızca öğretmenin hazırladığı etkinliklerin alıcısı değildir. Onlar sınıfın ritmini, duygusunu ve öğrenme yönünü belirleyen en önemli rehberlerdir.
Öğretmen sınıfa bütün hazırlıklarıyla girdiğinde bile çocukların ilgisi, ihtiyacı, duygusu ve beklenmedik tepkileri ona yeni bir yol açabilir. Yazının merkezindeki asıl soru şudur: Öğretmen, çocuklardan öğrenmeye ne kadar açıktır?
Bazen öğretmenlik, çocuğa yolu göstermekten çok; çocuğun gösterdiği yolu fark edebilmekle başlar.
Küçük müdahale: yöntemi çocukların akışına bırakmak
Bu yaklaşımda “akışına bırakmak”, plansızlık anlamına gelmez. Tam tersine öğretmenin çocukları dikkatle gözlemlemesi, onların ihtiyaçlarını, ilgi alanlarını ve duygusal işaretlerini fark etmesi anlamına gelir.
Bu fark ediş, öğretmenin yöntemini sabit bir reçete olmaktan çıkarır. Yol, çocuklarla birlikte şekillenir. Çocuklar bazen bir cümleyle, bazen bir bakışla, bazen de küçük bir davranışla sınıfın öğrenme iklimini yeniden kurarlar.
Yazıda yer alan “Kraliçem, bu senin için.” diyen çocuğun küçük kalbi, bu ilişkinin yalnızca akademik değil; aynı zamanda güçlü bir duygusal bağ üzerine kurulduğunu gösteriyor.
Süreç nasıl ilerledi?
Gözlemleme: Öğretmen çocukların yalnızca ne yaptığını değil; neye ihtiyaç duyduklarını, neye ilgi duyduklarını ve hangi duyguyu taşıdıklarını izledi.
Akışa kulak verme: Hazır planın yanında çocukların verdiği ipuçları öğrenme sürecinin yönünü belirlemeye başladı.
Yolu birlikte çizme: Öğretim yöntemi çocukların ilgi alanları, özel durumları ve duygusal geri bildirimleriyle yeniden şekillendi.
Karşılıklı öğrenme: Öğretmen yalnızca öğreten değil; çocuklardan öğrenen bir yol arkadaşı hâline geldi.
Öğretmen artık yalnızca öğreten değildi
Bu anlatının en güçlü tarafı, öğretmen-çocuk ilişkisinin tek yönlü bilgi aktarımı olarak değil; karşılıklı öğrenme alanı olarak kurulmasıdır.
Çocuklar okul öncesi dönemde duyguları, ihtiyaçları ve ilgileriyle sürekli güçlü sinyaller verir. Öğretmen bu sinyalleri okuyabildiğinde sınıf yalnızca etkinliklerin yapıldığı bir ortam olmaktan çıkar; güvenin, ilişkinin ve anlamın üretildiği bir öğrenme topluluğuna dönüşür.
Burada pedagojik etki, kusursuz bir yöntemi uygulamaktan çok öğretmenin çocukların dünyasına açık kalmasıyla oluşur. Çünkü çocuklar öğretmene neye ihtiyaç duyduklarını gösterdikçe öğrenmenin gerçek yönü de belirginleşir.
Etki Notu
Bu örnekte etki, belirli bir etkinliğin sonucundan çok öğretmenin çocuklardan öğrenmeye açık olmasıyla ortaya çıkıyor.
Çocukların ilgileri, ihtiyaçları ve duygusal geri bildirimleri öğretmenin yolunu şekillendiriyor; böylece sınıf tek yönlü öğretim alanından karşılıklı öğrenme alanına dönüşüyor.
Etki Lab penceresinden ne görüyoruz?
Etki Lab açısından bu yazı, okul öncesi eğitimde çocuk merkezli yaklaşımın güçlü bir mesleki farkındalık örneğini sunuyor.
Öğretmen, çocuklara hazır bir yöntemi uygulayan kişi olmaktan çıkarak; onları izleyen, ihtiyaçlarına kulak veren ve sınıf içi akışı çocuklarla birlikte kuran bir öğrenme liderine dönüşüyor.
Öğrenme ve farkındalık göstergesi oldukça güçlüdür. Katılım göstergesi de belirgindir; çünkü çocuklar sınıfın pasif alıcıları değil, öğrenme sürecinin yönünü etkileyen aktif öznelerdir.
Davranış ve uygulama değişiminin daha görünür hâle gelmesi için öğretmenin çocuklardan öğrendiği durumları kısa gözlem notlarıyla kaydetmesi ve gün sonunda “Bugün çocuklar bana ne öğretti?” sorusuna düzenli yanıtlar üretmesi önerilebilir.
Etki göstergeleri örümcek grafiği
Grafik: Etki Lab göstergelerine göre uygulamanın güçlü ve gelişime açık alanları
Neden olmasın?
Öğretmenler çocuklara yalnızca ne öğreteceklerini değil, çocuklardan ne öğrenebileceklerini de her gün görünür kılsalar?
Bu yazı, Eğitimde Etki Platformu’nun temel sorusuna güçlü bir cevap veriyor. Çünkü sınıfta dönüşüm yaratmak için her zaman yeni bir teknik, farklı bir materyal ya da büyük bir proje gerekmez.
Dilek Aşıkoğlu Aydemir’in anlatısı bize şunu hatırlatıyor: Çocuklar yalnızca öğretmenin rehberliğine ihtiyaç duyan bireyler değildir; aynı zamanda öğretmenin mesleki sezgisini, yöntemini ve yolunu geliştiren güçlü öğrenme ortaklarıdır. Okul öncesinde etki, çocuğu yönetmekten çok onu gerçekten görebilmekle başlar.
Sınıfta denenebilir 3 küçük adım
Gün içinde çocukların verdiği küçük ipuçlarını kısa notlarla kaydedin.
Günün sonunda kendinize şu soruyu sorun: “Bugün çocuklar bana ne öğretti?”
Ertesi günkü planınızda bu gözlemlerden en az birini küçük bir uygulama değişikliğine dönüştürün.
Son söz
Bu örneğin değeri, öğretmenliğin yalnızca yöntem bilgisiyle değil; ilişki kurma ve çocuğu okuyabilme becerisiyle güçlendiğini göstermesinde yatıyor.
Eğitimde etki tam da burada başlıyor: öğretmenin planında değil, çocuğun dünyasına açık kalabilen pedagojik dikkatte.
Aynı sınıf, aynı çocuklar ve aynı günlük akış olabilir. Ancak öğretmen çocukların kendisine ne öğrettiğini fark ettiğinde sınıfın anlamı değişir. Öğrenme artık yalnızca çocukların geliştiği bir süreç değil; öğretmenin de her gün yeniden öğrendiği canlı bir yolculuğa dönüşür.
Bir Cevap Yazın